• Video Qalereya

Kürtler İslam'ın nesi oluyor?

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz.

Kürtler İslam'ın nesi oluyor?

  Abraham Lincoln "Herkesi bazen, bazılarını her zaman, ama herkesi her zaman kandıramazsınız” der. Algı operasyonlarıyla bir yere kadar yol alınabilir. Ama açığa çıkmak gerçeğin kaderidir.

  Batı medyası PKK/PYD terör örgütünü, adeta “özgürlük savaşçıları” olarak lanse ediyor. Onlara göre bu örgüt bütün Kürtleri temsil ediyor. Bu örgüte karşı mücadele Kürtlere karşıymış, destek de Kürtlere destekmiş gibi sunuluyor. Türkiye’nin Afrin harekatı da, Kürtlere karşı bir harekatmış gibi gösteriliyor. Bu dili maalesef bazen El cezire gibi kanallar da kullanıyor.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz...

Kürtlere etnik temizlik yapan Kürt terör örgütleri

Oysa PKK en büyük kötülüğü Kürtlere yapmıştır ve yapmaktadır. Türkiye’nin, PKK teröründen kaybettiği 40 binden fazla insanın çoğu Kürtlerdir. PKK, Marksist/Leninist ideolojisini, terör yöntemini benimsemeyen Kürtlere karşı etnik temizliğe girişmiştir. Bu yüzden Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundan milyonlarca insan Türkiye’nin batısına, özellikle İstanbul’a göç etmiştir. Bu göçlerle İstanbul, Türkiye’de Kürt kökenlilerin en fazla yaşadığı kente dönüşmüştür. PKK teröründen kaçan insanların Irak ve Suriye’deki Kürt bölgelerine değil de, Türklerin daha fazla yaşadığı Türkiye’nin iç bölgelerine göç etmeleri oldukça anlamlıdır.

Bugün benzer bir temizliği PKK’nın uzantısı PYD terör örgütü Suriye’de yapmaktadır. ABD desteğiyle, Türkiye sınırında Akdeniz’e kadar bir terör koridoru oluşturmak isteyen PYD, geçmişte PKK’nın yaptığı gibi, başta Kürtler olmak üzere kendine destek vermeyen Arapları, Türkmenleri topraklarından sürmektedir. Bu yüzden yüzbinlerce Kürt Türkiye’ye sığınmıştır. DAEŞ’ten kaçanlarla birlikte bugün milyonlarca Suriyeli Türkiye’de yaşamaktadır.

Elbette Kürtler arasında bu terör örgütlerine destek verenler yok değildir. Fakat bu destekten hareketle, PKK’yı Kürtlerin temsilcisi olarak görmek, Hitler’i bütün Almanların, Mussolini’yi de bütün İtalyanların temsilcisi görmekle eşdeğerdir.

Batı medyasında sıklıkla sorulan neden kürtlerin de bir ulus devleti olmasın sorusu Kürt gençlerinde belirli oranda karşılık buluyor. Ama bu soruyu soranlar şu soruları pek sormuyor: Neden 50 Eyaletten/devletten oluşan Amerika’daki farklı ırkların ayrı bir devleti yoktur? Keza Ortadoğu’daki bütün ayrılıkçı hareketleri destekleyen Batılı ülkeler neden Katalonya’nın bağımsızlık hareketini desteklemiyor? Tersine Almanya, hiçbir terör faaliyetine karışmadığı halde, Katalan bağımsızlık lideri Carles Puigdemont’u tutukluyor?

Mesele esasen her ulusun bir devleti olması değil, parçala-böl-yönet siyasetidir. Edmund Burke’ün çok haklı olarak Fransız devrimini eleştirirken işaret ettiği gibi, ışıltılı kavramların neye hizmet ettiğidir.

Mesele her ulusun, hatta daha da ötesinde her beyliğin/emirliğin/şehrin bir devleti olması meselesiyse, bu durumu coğrafyamız daha önce fazlasıyla test etmiştir. Haçlı seferleri sırasında Ortadoğu’da, çok sayıda beylik, emirlik, şehir devletleri vardı. Keza Anadolu da Türk beyleri arasında paylaşılmıştı. Türkler, Kürtler, Araplar kendi içinde çok sayıda parçaya ayrılmıştı. Sonuçta ne oldu? Bu parçalanmışlık içerisinde neredeyse işgal edilmemiş tek bir islam beldesi kalmadı. Her nedenle olursa olsun, parçalanma bir kez başladı mı bunun nerede duracağı parçalayanların iradesine kalır. Yüzyıl önce, çoğunluğunun desteklememesine rağmen, yine Batı etkisiyle Arapların bir kısmı benzer bir yola girmişti. Şimdi 23 Arap devleti var. Irak, Suriye ve bazı Körfez monarşilerinin daha fazla parçalanması planları konuşuluyor. Bu hali ile Ortadoğu halkları tarihlerinin en zayıf, en edilgen dönemlerinden birini yaşıyor.

Yaşananlar en acı ve açık biçimde ortadayken, Kürtler de dahil, Ortadoğu halkları daha fazla parçalanmayı değil, bütünleşmeyi, birleşmeyi, paylaşmayı konuşmalı.

Laik Kürtler iyi Kürtler midir?

Batı medyasında PKK terör örgütünün laik bir terör örgütü olması, ayrıca övgüye/ilgiye/desteğe değer bulunuyor. İslam ve terör daha fazla ilişkilendirilirken, laik/leştirilmiş Kürtler bir kurtuluşmuş gibi görülüyor. Sekülerlik bir çare gibi sunuluyor. Bu durum da bir kurgudan, algı operasyonundan başka bir şey değildir. Çünkü insanlığın karşı karşıya kaldığı, görülmemiş ölümlerin, zulümlerin yaşandığı en büyük iki felaket 1. ve 2. Dünya savaşı ise, her ikisi de çoğunlukla laik ülkeler ve/veya laik ideolojiler arasındaki savaştır. Esasen, laik ya da değil, emperyalizmin ideolojisi olmaz. Sömürü sömürüdür. Bu nedenle Batılı ülkelerin PKK’ya desteği, bu terör örgütü laik olduğu için değil, kendileri için daha fazla kullanışlı olduğundandır. Ayrıca toplumsal, kültürel, dini değerlerden kopmuş, içinden çıktığı topluma yabancılaşmış laik ya da değil her türlü örgüt ya da devlet daha fazla emperyalist ülkelere yaslanmak durumundadır.

Bütün bu çarpıtmalar niye yapılıyor?

“Tarih ibret alınmazsa tekerrürdür” denir. Bugün yarının, dün de bugünün aynasıdır.

Tarihe bakıldığında, Ortadoğu’nun üç kurucu unsuru olan Kürtler, Araplar ve Türkler birleşebildikleri oranda huzura kavuşmuşlar, küresel bir aktör olabilmişlerdir. Parçalandıkları oranda da gözyaşı, ölüm ve zulümle karşılaşmışlar, küresel şer odaklarının oyuncağına dönüşmüşlerdir. Arap, Kürt, Türk birlikteliği tarihte bölgemize yönelik haçlı seferlerini ancak durdurabilmişti. Bu birliktelikle, İşgal altındaki Kudüs, Kürt komutan Selahaddin Eyyübi ile kurtarılabilmiş, bölgesel istikrar sağlanabilmişti. Şimdi Batı’daki bazı merkezler hep yaptıklarını bir kez daha deniyor. Asırlarca birlikte yaşamış ve İslam’ın bayraktarlığını yapmış, Ortadoğu’nun üç kurucu unsurundan birini kendi yanına çekmeye çalışıyor. Bu amaçla Kürtler emperyalist saldırıların yerel kontluğu haline getirilmeye çalışılıyor. Haçlı seferleri sırasında bu rolü bölgedeki Hristiyanların ve Ermenilerin bir kısmı üstlenmişti. Şimdi İsrail bölgeyi istikrarsızlaştırma adına benzer bir rol oynuyor. Ama ilk kez Müslüman bir topluluk, çağdaş emperyalist saldırıların, bazı ülkelerdeki neo-haçlı akımların yerel taşeronuna dönüştürülmek isteniyor. Bu amaçla Kürtlerin Marksist/Leninist bir örgütün peşinden gitmesi isteniyor. Bunun için DAEŞ’e karşı savaştıkları öne çıkarılarak gururları okşanıyor. Ama esas amaç Müslüman mahallesinde salyangoz satacak bir topluluk oluşturmak.

Yapılan onca çarpıtmaya, algı operasyonlarına rağmen Kürtlerin büyük çoğunluğu bu oyunun farkındadır, yapılanların karşısındadır. Türk, Kürt, Arap, bölge insanının bin yıllık idraki yine galip gelecek, coğrafyamızın çocukları, emperyalist, neo-haçlı saldırılar için taşeron olmayacaktır.



Әlaqәli Xәbәrlәr